Sinema, aykırı oyuncusuna veda etti
Sinema dünyası ikonlaşmış oyuncularından Dennis Hopper’ı kaybetti. Canlandırdığı sorunlu, sınırda gezinen karakterler ile özdeşleşmiş Dennis Hopper yönettiği az sayıda film ile de oyunculuğu kadar başarılı olmuş bir sinema adamı oldu.
1969’da yönettiği Easy Rider sinema tarihinde bir kilometre taşı olurken hippilik dönemi filmlerine ışık tutar. İki motosikletlinin Amerika’nın güneyine yaptığı yolculuk sırasında 68 kuşağının özgür yaşam arzusunun tutucu Amerikan kasabalarında karşılaştığı toleranssızlığı çarpıcı bir dille anlatır.
Hopper yazıp, yönettiği filmde baş rolleri Peter Fonda ve Jack Nicholson ile paylaşır. Steppenwolf grubunun film için bestelediği ‘Born To Be Wild’ parçası unutulmazlar arasındaki yerini alır. Filmin o güne dek çevrilen filmlerin şablonlarından farklılığı ve dinamizmi yeni bir sinema dili yaratırken Bağımsız sinemanın öncülerinden olur. Film sadece 400 bin dolar gibi küçük bir bütçe ile çevrilir. Gerçekte karakteri de canlandırdığı roller gibi isyankar ve uyumsuzdu. Bu yüzden yönetmenleri çileden çıkarmasıyla ün salar ve 70-80 yılları arasında kara listeye alınır. Hollywood’u terk eder ve Avrupa’da film çevirmeye başlar. Bu dönem alkol ve uyuşturucu alışkanlığı ile geçer, bir çok kez tedavi görür, yedi yıl içinde üç evlilik yapar.
140’ın üzerinde filmde rol alan Hopper’ı en son Wim Wenders’in filmi Palermo’da Yüzleşme’den (Palermo Shooting-2008) anımsıyoruz, hem de ölümü canlandırdığı Frank karakteri ile. Böylesine aykırı bir oyuncuya da yaşamının son döneminde ancak ölümü istediği gibi yorumlamak yakışabilirdi. 26 Martta Walk Of Fame’e yıldızı kazınanan aktör yakalandığı amansız hastalığa 29 Mayıs sabahı teslim olur.
Yaşamı istediği gibi yaşamış ve oynamış aktör, filmleriyle hep bizlerle olacak.

0 Response to "DENNIS HOPPER"
Post a Comment